Haber

Murat Karayalçın’dan CHP’ye 24 sayfalık mektup: Beyaz atlı şehzade beklemeyelim

Eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, CHP tüzüğünün yaklaşan CHP kongresi öncesi parti üyelerine yazdığı 24 sayfalık mektupta, CHP tüzüğünün genel lider ve genel merkez odaklı oligarşik bir yapının ortaya çıkmasına neden olduğunu vurguladı.

T24’e göre,“Beyaz atlı prens-prenses beklemeyelim, sağdan oy almak için transfer yönteminden vazgeçelim” diyen Karayalçın, tüm CHP’lilerin dört farklı kritere göre puanlandırılarak getirilmelerini önerdi. alacakları puanlara göre yetkililere bildirilir.

Karayalçın, 24 sayfalık “Mektup” başlıklı yazısında şunları kaydetti:

KAZANAMADIK: Sayın parti üyesi, Mayıs 2023 seçimlerinin sonuçlarını yorumlamak ve bundan sonra ne yapacağıma dair niyetimi açıklamak için kıdemli bir parti üyesi olarak bu metni hazırladım. Seçim gecesi geç saatlerde veya ertesi sabah, karşı karşıya olduğumuz durumu tarif etmek için kullandığımız kelimelerin duyarlı ve hatta tartışmalı olduğunu fark ettim. Bu nedenle Mayıs 2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri için sadece ‘kazanamadık’ diyebilirim. Bu seçimlerde her şeyi doğru yaptık diyemeyiz, her kapasiteyi sonuna kadar kullandık, her şeyi hatasız söyledik… Her şeyi yaptık dersek ama o kadar, seçmenden nasıl oy isteyelim? bir sonraki seçim? Mayıs 2023 seçimlerini tüm taraflarla görüşmemiz gerekiyor; eleştiri, özeleştiri yapmamız gerekiyor.

ORGANİZASYONU ÇALIŞTIRAMADIĞIMIZ İÇİN KAZANAMAZSINIZ: Benim için sorun bireysel değil, yapısal. Partimizin teşkilat yapısı yerelden merkeze doğru yeniden yapılandırılmalı… 2023 Mayıs seçimlerini teşkilatımızı tam kapasite çalıştıramadığımız için kazanamadığımızı savunuyorum. Ayrıca bu durum yeni değil. CHP teşkilatı çok uzun süredir kapasitesinin altında faaliyet gösteriyor.

PRİME SEÇİMİ VE YETKİ PAYLAŞIM MODELİ: Burada yine mektupta açıklamaya çalıştığım çok temel iki öneriyi özetleyeyim: Birincisi, güçlü bir yerel örgütlenme yapısı ve buna dayalı bir ön seçim; ikincisi, parti oligarşisini önleyen, genel merkez ve yerel teşkilatlar nezdinde parti kapasitesini artıran yeni bir güç paylaşımı modeli… Partimizde yapısal dönüşümü sağladığımızda efsane geri dönecek.

DÖRT İLKE : Yaklaşık bir milyon üç yüz bin kişiyiz. Her birimiz bu tartışmaya katılmalıyız. Ancak tartışmalarımızda bu dört ilkeyi değerli bir şekilde dikkate almalıyız. Birinci ilkemiz Partimizin bütünlüğüdür. Bunu karşılayamayız. CHP’nin teşkilat bütünlüğü hepimizin kırmızı çizgisi olmalıdır.

İkincisi, başta Sayın Genel Başkan olmak üzere birbirimizin haysiyetine sahip çıkmalıyız. Üçüncü ilke açıklık olmalıdır. Kimi eleştireceğimiz, neyi eleştireceğimiz, ne istediğimiz konusunda çok net olmalıyız. Son olarak, parti hukukuna uygun hareket etmemiz gerektiğini unutmamalıyız.

DİRENME GÜCÜ OLMAYAN YAŞAMAZ: Partimizin on iki yıl kapalı kalmasına, iki kez mal varlığına devlet tarafından el konulmasına ve bir kez de barajın altına düşmesine rağmen, örgütümüzün dayanıklılığı ve gücü gösteriyor. CHP örgütünün hem yaşama gücü hem de direnme gücü vardır.

İkisi de birbirini besliyor. Direnme gücü olmayan bir örgütün aslında ayakta kalma gücü de olamaz. Kuruluşun kapasitesi tamamen kullanıldığında Parti yüzde 40’a ulaşabilir, kapasite kullanım düzeyine göre sıfıra düşebilir veya birden fazla sefer olduğu için yüzde 20 civarında seyredebilir.

KURTARMA VE DOĞRU TRANSFER : ‘Örgütsel kapasite’ tabiriyle ne demek istediğimi anlatacağım ama önce teşkilatımızı uzun süre kapasitesinin altında tutmanın bizde ‘siyasi tembellik’ yarattığını söylemek isterim. İki örnek vereyim. Politik olarak tembelleşmemizin ilk örneği bir kurtarıcı beklentisidir. Çok iyi konuşan, çok çalışan, sık sık masaya yumruğunu vuran biri gelir ve bizi iktidara taşır. Prens-prenses beklentisi diye buna derim.

Ancak böyle bir şey yok. Bizi iktidara taşıyacak olan güç, prensler ve prensesler değil teşkilatımızdır. Bir başka tembellik örneği de ‘sağdan oy alamıyoruz, bari siyasetçileri alalım sağdan oy getirecekler’ zihniyetidir. Elbette sağdan siyasetçiler ve seçmenler partimize gelecekler, gelmelidirler. Partimiz böyle büyüyecek. Ayrıca bu arkadaşlar Partimize katıldıkları andan itibaren Partimizin rastgele bir üyesi kadar CHP’li olacaklardır. Dolayısıyla eleştirim asla bu iştiraklere değil, bu anlayışla yapılan transferleredir.

OLİGARŞİK YAPI: Cumhuriyet Halk Partisi teşkilatının yüksek kapasitesi bana göre dört şeyin bir arada ve hakkaniyetle sağlanmasına bağlıdır:
– Organizasyon etkinliği,
– Adayların kuruluş tarafından seçilmesi,
– Kuruluşun politika belirlemesi,
– kuruluşun normal işlevi,

Partimizin Türkiye coğrafyasındaki örgütlenmesi, hemen hemen sadece Siyasi Partiler Kanunu’nun getirdiği örgütlenme biçimi ile sınırlıdır. Siyasetin belirlenmesi ve adayların seçimi hızla tek başına genel merkez tarafından devralındı. Teşkilatlarımız, teşkilatın olağan işleri diyebileceğimiz ‘broşür-afiş-pankart’ işleri, seçim işleri ve sandık güvenlik işleri ile sınırlı bir hizmet üretmektedir. Bu nedenle kuruluşumuz kapasitesinin altında çalışmak durumundadır.

Bu durum Cumhuriyet Halk Partisi’nde ‘oligarşik’ bir yönetimin ortaya çıkmasına neden oluyor. Partinin izleyeceği politika Genel Başkan, merkez yöneticileri ve danışmanları, uzmanlar tarafından belirlenir ve hazırlanan siyasi metinler daha sonra kullanılmak ve seçmenlere dağıtılmak üzere teşkilata gönderilir. Bazı durumlarda kurum o konuda böyle bir politika izleneceğini gönderilen yazılardan değil, yöneticilerin duyurularından öğrenmektedir. Aynı şekilde partinin milletvekili ve belediye başkan adayları ile yerel meclis üye adayları da merkez ekipler tarafından seçilir. Parti kapasitesini belirleyen bu temel görevlerde, üyeler ve yerel örgütler değil genel merkez görev alır. Ben buna oligarşik yönetim diyorum. Buna oligarşinin ‘Tunç Kanunu’ da denir. Oligarşinin Tunç Kanunu, “seçilenlerin seçmenler, milletvekillerinin milletvekilleri, vekillerin temsil edilenler üzerindeki hâkimiyetini” açıklayan bir kavramdır.

‘YEREL SEÇİM OLMADAN HANGİSİ İYİ OLUR’ TEZİ: Son yıllarda yapılan sohbetlerde ‘yerel örgütler olmasa daha iyi olur, olmasa daha iyi’ sözlerine tanık olmak mümkün. Çok konuşulmasa da bu anlayış şu şekilde bir değerlendirmeye dayanmaktadır:

KARAYALÇIN’IN YÖNETMELİK ÖNERİSİ

– Parti olarak Siyasi Partiler Kanunu’nun getirdiği zorunlu örgütlenme biçiminden bugüne kadar sapmadık. İl ve ilçelerimizde var olan toplum kesimlerinde, üretim alanlarında ve proje odaklarında örgütlenebileceğimiz; Üyelik prosedürleri, görevleri ve yetkileri tüzükte belirtilen platformlar oluşturabiliriz. Bunları Komite olarak adlandırabiliriz veya bu delegasyonlara tüzükte ‘meclis’ de deneceğini söyleyebiliriz.

Örneğin; Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Teşkilatı İşçi Meclisi veya İstanbul İl Teşkilatı Kurmay Meclisi gibi. İster meclis ister meclis olsun bu platformların işlevsel ve etkili olabilmesi için birkaç sayfalık bir metin yazmak yerine bulundukları konuma göre doğrudan ilçe ve il kongrelerine önerilerini sunmalarına imkan tanınmalıdır. anlamlı proje alanı bizim için potansiyel bir organizasyonel hedef olmalıdır.

– Partimizin milletvekili adayları, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve il genel meclisi üye adayları yerel kuruluşlar tarafından seçilmelidir. Kontenjan adaylarının merkez teşkilatı tarafından atanması zorunludur. Bu yöntem çok özel durumlar dışında diğer partilerle ittifak halinde seçime girilirken de uygulanmalıdır. Yani partimizin adayları ön seçimle örgüt tarafından seçilmelidir.

– Ülkemizin yönetimine ve ülkemizdeki mahalli idarelerin yönetimine talip olduğumuz için nitelikli ve yetkin ekipler yetiştirmeliyiz. Bunun sağlanması, aynı zamanda ön seçimlerle ilgili dile getirilen aksaklıkların da giderilmesine bağlıdır.

Benim önerim şudur: Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm üyeleri kendi illerinde dört alanda değerlendirilecek ve onlardan puan toplanacak. Sorunlar ve puanlar (ağırlıklar) aşağıdaki gibidir:

Eğitim 40 Puan
Parti Görevleri 30 Puan
Aidat 20 Puan
Kıdem 10 Puan

Partilerin puanları ilçelerinde tutularak bilgisayara yüklenecek. Bu süreç bir anlamda parti üyelerinin performanslarının kayıt altına alınmasıdır. Kayıtlar açık olmalıdır. Her bir taraf kendi puanlarını görebilmelidir. İtirazların taşra teşkilatına yapılması gerekir. Önerim biraz KPSS sistemini anımsatıyor. Her taraf puan toplayacak.

Parti içi seçimlerde ön seçimde oy kullanabilmek, yani oy hakkını kullanabilmek için belli bir puanın toplanması gerekir; Milletvekili adayı, belediye başkanı, belediye meclisi üyesi ve il genel meclisi üyesi olabilmek için en yüksekten başlayarak daha fazla puan toplamak gerekecektir. Seçim noktaları ve seçim noktaları Proje Yöneticisi tarafından belirlenecektir. Parti içi görevler için yapılacak seçimlerde de mahalle temsilcisinden başlayarak Başbakan üyeliğine kadar benzer bir puanlama sistemi uygulanmalıdır.

– Partinin işvereni, partinin gerçek yöneticisi olan partidir. İlçe ve il kongrelerinde delegelere hangi usulü tercih ettiğiniz sorulmadan, doğrudan keten liste uygulanarak her parti üyesine yönetim ve üst meclislerde görev alma imkânı sağlanmalıdır. Bire bir, genel liderlerin liste hazırlaması veya anahtar listeleri gizli bir şekilde dağıtması engellenmelidir. Genel liderler; Siyasi Partiler Kanunu’nun 37’nci maddesinde öngörülen yüzde 5’lik kotayı da Başbakan kullanabilirler. Genel başkanların kongreden önce gerekli gördükleri illere seçilmek istedikleri isimleri fısıldamaları da engellenmelidir. Her parti üyesine ilçe, il ve genel merkez yönetimlerinde görev alma hakkı tam olarak tanınmalıdır.

– Parti meclisinin mevcut üye sayısı 60 kişidir. Parti meclisinin üye sayısının 200 olmasını öneriyorum. Parti Meclisinde her il bir üye ile temsil edilecek. Geri kalan 119 üye, Kongre tarafından illerin son seçimlerde elde ettiği başarı düzeyi ölçütüne göre seçilecek. Parti Meclisine, iki veya üç genel başkan yardımcısı ve gerektiği kadar katipten oluşan bir Başkanlık Divanı teklif ediyorum. Parti Meclisi gündemi, Başkanlık Divanı tarafından hazırlanarak Genel Başkan’ın onayından sonra üyelere sunulur. Kurulacak Başkanlık Divanı, ayrıca genel kurullar ve kurullar şeklinde Parti Meclisi’nin çalışmalarını planlayacak, partinin diğer birimleriyle ilişkilerini düzenleyecek ve Başbakanlık üyelerinin iş ve faaliyetlerini koordine edecek.

– Parti Meclisi çalışmalarını komiteler ve genel kurul olarak yürütmelidir. Kurulacak komisyonların sayısının belirlenmesinde TBMM’de kurulacak komisyonların sayısı ve alanları esas alınmalıdır. Komitelerin çalışmalarının sonuçları veya hangi birim hazırlanırsa hazırlansın Parti’nin ideolojik ve siyasi duruşunu belirleyecek tüm çalışmaların sonuçları karar için Başbakanlık Genel Kurulu’na sunulmalıdır. PM Genel Kurulu, CHP’nin en büyük buluşma platformu olacak. TBMM küme lider vekilleri ve küme yönetim kurulu üyeleri, kadın kolları genel başkanı ve gençlik kolları genel başkanı Başbakan’da yer alıyor. Genel başkan yardımcıları ve genel sekreter aslında Başbakan’ın üyeleridir. Genel lider, disiplin kurulu hariç tüm Parti örgütünün lideridir. Bu nedenle, partinin farklı alanlardaki politika ve stratejisinin, TBMM’ye sunulan yasa, yasa tasarısı ve teklifleri de dahil olmak üzere, Başbakan’da karara bağlanması doğaldır.

– Partimizde ‘Örgütlenmenin Etkinliği’, ‘Adayların Seçimi’, ‘Siyasetin Belirlenmesi’ dışındaki tüm çalışmaları ‘Olağan İşler’ başlığı altında topluyorum. İl ve ilçelerimizdeki üye yapısının, oradaki sosyal dokuya uygun olmasını bir teşkilat unsuru olarak benimsememiz gerekiyor. Partimizde olabilecek tüzük ve program ihlallerini önlemek için disiplin kurulu, etik kurulu gibi mevcut yapıların yeterli olmadığı kanaatindeyim.

– Tüzük ve Programa aykırılık tezleri için uygulamalı işlem yapan bir kuruma ihtiyacımız var. Buna Parti Ombudsmanı veya Parti Tahkim diyebiliriz.

‘YAPAY ZEKA KULLANALIM’

Bir diğer önerim de sol parti kimliğimizle yapay zeka konusunu ciddi bir şekilde ele almamız gerektiğidir. Bütün söylemem gereken bu. Kongrelerde bu önerileri değerlendirmenizi isterim. Elbette başka teklifler de olacaktır, onları da değerlendirmelisiniz. 2023 Mayıs seçimlerinde katıldığım her toplantıda partililerimizin ‘iktidar, iktidar’ diye bağırdığına şahit oldum. Daha önceki seçimlerde böyle bir çağrı hatırlamıyorum. Ayrıca, bu ağlamayı bir dilek olarak değil, bir argüman olarak alıyorum. Evet, bunu yapabiliriz, iktidara gelebiliriz! Ama önce teşkilatımızın kapasitesini artırmamız gerekiyor. Hep birlikte efsaneyi geri getirelim.

domanichaber.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu